Menu

Geçmişten Günümüze Sosyal Adalet ve Yaşam Özel

Artvin’de çocukluğumuzun geçtiği 1980’lu, 1990’li yıllara şöyle bir geri dönecek olursak, herkes okuluna gidiyor, paydos olunca mahallenin çocuklarıyla sokaklardayız. Kimsenin ailesi zengin değil ve hiçbir aile, çocuğunun cebine, şimdinin parasıyla bırakın 10 TL, 5 TL’yi, 1TL bozukluk bile koymuyor, koyamıyordu. İstisnalar hariç tabi. Çoğumuz ya memur, ya öğretmen, ya işçi ya da asgari ücretli çalışan çocuğuyduk. Bu yıllarda sabah yemeği evde yenir, öğlen yemeği evde yenir, akşam yemeği yine evde yenirdi. Öğlen ne yenilmişse, akşamda o yenirdi. O yıllar, çoğumuzun Valiyi, Kaymakamı, hatta belediye başkanını tanımadığımız, belediye encümenine başbakan gibi davranıldığı yıllardı. Çoğu insan bu makam sahiplerinin adını bile bilmezdi. Onların dünyası ayrıydı, Artvinlilerin dünyası ayrı.

Sonra yaz gelirdi, okullar tatile girince, Artvin boşalmaya başlar, herkeste bir köye hazırlık başlardı. Köyün servisi gelecek, onlarca çantayı bavulu çuvalı alıp ve köylülerin yaylaya gittiği gibi bizler de 3 aylığına köye göçerdik. Çoğu köyde veya mahalle de dükkân yok ya da çok pahalı. O zamanlar şehirde 10 liraya satılan bir şey, köyde 12 liraya satılıyor olsa pahalı gelirdi. Kimse de para yok tabi, o aradaki 2 TL’lik fark bir ailenin bütçesini sarsmaya yeterdi. Şimdi ise 10 liraya satılan şeyi köyde 15 liraya alınca ne ucuz diyoruz. Öyle ya, adam dağın başına getirmiş ne de olsa!

Sonra yurtta kalan öğrenciler memleketlerine, yine öğretmenlerimiz uzak diyarlara giderdi. Köy servisleri bir bir arayla köylerine götürürdü yolcularını, Şavşatlıları, Yusufelilileri, Ardanuçluları, Borçkalıları… Tabi gurbetten gelenlerde olurdu. Yaz ayları herkesin hasret giderdiği zamanlardı. Yaza dut ve kiraz yemekle başlardık, sonra çayırlar biçilirdi. Mısırlar, bostanlar sulanır, yeni yeni olmaya başlamış fındıklar soyulurdu kabuğundan. Önümüze döker yerdik hep beraberce. Artvinli olup da en azından yazın hayvan otlatmayan, çobanlık yapmayanımız var mıdır? Kimimiz getirdiği kitapları okurdu hayvanlar karınlarını doyururken. Okuyup büyük adam olmayı hayal ederdik hep ama nerede nasıl işe gireceğimizi düşünmezdik. “Sosyal Adalet ve Hayat”, bizi de bir ekmek kapısına yerleştirecekti elbet.

1980’li, 1990’lı yıllar işsizliğin hat safhada olduğu, bir o kadar da pahalılığın, üretkensizliğin, yokluğun piklere eriştiği yıllardı. Devlet zengin değildi, belediyenin zaten ne iş yaptığını bilen yoktu. Abilerimiz, amcalarımız, dayılarımız ya bir patronun yanında geçici iş bulurdu ya da iş bulabilmek için Ankara’ya milletvekillerinin yanına gidip gelirdi. O zamanlar siyaset, sadece desteklediği partinin kendisini işe alıp almaması demekti. Bu sayede işe girenlerin sayısı Artvin’imizde oldukça fazladır. Nerede ve ne iş yaptığının pek bir önemi yoktu. Sadece işe girmesi gerekliydi ve bu şekilde bir memuriyet ya da işçi kadrosunu kapan, o zamanın bakış açısıyla en azından hayatını garantilemişti. İşler farklı olsa da alınan maaşlar üç aşağı beş yukarı aynıydı. İş bulamayanların ise İstanbul’a, Bursa’ya, Kocaeli’ne, Gebze’ye göç etmeye başladığı yıllardı. Ne yapsınlar, köyde beslediği hayvan, ektiği mısır, biçtiği ot para etmiyor.

O zamanların en önemli nüansı; “Sosyal Adalet ve Hayat” olarak, paylaşım olarak, kader olarak, hepimiz aynı oranda zengindik, aynı orada fakirdik. Birimiz ötekimizden çokta farklı değildik.

Günümüze bakacak olursak, 2000’li yıllardan sonra özellikle son 10-12 yılda ülkemiz geçmişe oranla kıyaslanmayacak şekilde büyümeye başladı. Üretimler arttı, ithalat ihracat arttı. Yollar yapıldı, Havalimanları yapıldı. Hayat ucuzlamaya, mesafeler kısalmaya, paramızın değeri artmaya başladı. Bakanlıklarımız proje üstüne proje geliştirdi. Valiliklerimiz boş durmadı. Ülkemiz zenginleştikçe belediyelerimize para gelmeye, kaynaklar artmaya başladı. Hizmetler arttı, sağlık sorunları çözülmeye başlandı. Okuma yazma oranın hesaplandığı bir Türkiye’den, üniversite mezunu ile lise mezunu oranın hesaplandığı bir ülke konumuna geldik. Her alanda büyük gelişmeler yaşandı.

Peki, tüm bu gelişmeler yaşanırken, Sosyal Adalet ve Yaşam” ne durumdaydı? Devletimiz, hükümetimiz vatandaşlarımızın ve ülkemin sorunlarını bir bir çözerken, bolluk ve bereket misali her şey yediveren gibi açmışken, paylaşım ve kader ortaklığı nasıl ilerliyordu! Beraber fakir beraber zengin büyüdüğümüz, köye gitmek için 79 model Ford minibüslere beraber bindiğimiz insanlar nerede?  Pazar alışverişlerinde beraber 5 kilo domates 3 kilo salatalığı beraber aldığımız insanlar nerede? Kışın soğukta talaş veya odun sobalarında ısındığımız insanlar nerede? Oyuncaklarımızı ve bisikletlerimizi paylaştığımız gençlik nerede?

Hayatın zenginleşmesi ve kolaylaşmasıyla beraber; beraber yetiştiğimiz insanlar, geçmişini unutarak bu hayat nehirde kendince bir yöne yüzmeye başladılar. Sandallardan inip balıkçı takalarına, yelkenlilere binmeye başladılar. Artık terk etmeler başladı. Eskidendi dediğimiz paylaşımlarımızın, aslında yokluktan zaten bir şey paylaşamadığımızdan, kader arkadaşlığının hiç olmadığı acı gerçeğini öğreniyoruz.

Geçmişten günümüze Sosyal Adalet ve Yaşam”a bakacak olursak; dün kalacak bir evi yokken, bugün kapısında belki de onlarca iş makinası, kamyonu olan insanlar oluvermiş. Dün okuduğu bir fakülte yokken, bürokrat, teknokrat olmuş insanlar görüyoruz. Dün cebinde parası yokken, bugün bir işletmeci olup patron olanlar seni beğenmiyor. Dün sokakta gördüğü çocuğa bayramdan kalan şekeri uzatan adamların, bugün tüm bursları benim çocuğum alsın diyenleri görmeye başladık. Dün ağaçları kesip evini dikenlerin, bugün doğa mahvolmasın diye samimi olmadan eylem yaptıklarını gördük. Dün 2 rekât namaz kılmayıp bugün TV’lerde fetva dağıtanları görüyoruz. Dün beraber teravih namazına gittiklerimiz, bugün cemaatçiyim diye milletin kanına, gönlüne girmeye çalışarak vatana ihanet içinde olduklarını gördük. Dün görücü evliliğe karşı çıkıp annelerimizin gösterdiği kızları, erkekleri beğenmezken, bugün TV usulü modern görücü evlendirme programlarına mahkûm olmuşuz ve bu insanlara milyonlarca para kazandırmaya başladık. Dün dolmuşa binip ayakta gidenlerin, bugün altlarındaki arabalara şükretmeyip beğenmediklerini, hatta yoldan geçen tanıdıkları görmezden geldiklerini görmeye başladık. Dün yaşlı annesine, özürlü akrabasına bakmayanların, bugün bakım parası alacağım diye akrabalarını paylaşamadıklarını gördük. Dün 3 öğünü evinde yiyenlerin, bugün tüm yemeklerini dışarda lokantalarda yediklerini gördük. Ömrünce 10 kitap okumayanların, bugün siyasette nutuk attıklarını görmeye başladık. Dün milletvekiliyken, bugün bu ülkenin Cumhurbaşkanına, Başbakanına hakaretler edip özgür değiliz diyenleri görmeye başladık.

Maalesef ki, Ekonominin, eğitimin, gelişmişliğin arttığı oranda, Sosyal Adalet ve Yaşam” da bir o kadar kontrolsüzleşmeye başladı. Hükümetimizin, devletimizin ürettiklerini dağıtma, yönetme ve idare etme görevinde olanların, terazilerini iyi kalibre etmeleri gerekmektedir. Elbette ki birileri işe girecek, elbette ki birileri açılan ihaleleri kazanacak, elbette ki birileri zengin olacak. Kim olacak? Hak eden, çok çalışan… Ama eğer hak ve adaleti sağlayamazsak, 1980’li, 1990’lı yıllara, hatta daha da eskilere dönmemiz kaçınılmazdır. Eğer bu ülkenin Cumhurbaşkanı, ülkemi 2023’lere, 2071’lere taşıma niyetiyle dünyaya karşı dik durmaya çalışıyorsa, bizler de işimizde, görevimizde, memleketimizde, her pozisyonda ve şartta dik durmalıyız. İşe alımlarda liyakat ve ehil durumuna bakılmalıdır. Sosyal yardımlarda gerçek ihtiyaç sahipleri tespit edilmelidir. İhalelerde mümkün olduğunca hassas davranılmalıdır. Ahbap çavuş ilişkisinden kaçınmalıyız. En önemlisi de tüm bunlara fırsat verenlere fırsat vermemeliyiz. Aksi halde, ne oldum değil ne olacağım diyecek bir nesilden uzak; yozlaşmış ve harama saplanmış bencil bir toplum olmaktan öteye gidemeyiz.

Sosyal Adalet ve Yaşam”ın, daha dengeli ve kontrollü bir Artvin ve Türkiye görmek dileklerimle, sağlıkla ve esen kalın. Sürçü lisan etmişsem af ola.

Saygılarımla.

Ünal Gülçiçek

Elektrik-Elektronik Mühendisi

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

  • Öğeyi Oyla
    (2 oy)
  • Okunma 244982 defa
Bu kategoriden diğerleri: « 1 gün 1,5 gün olur mu?
  • pussy

    Thanks , I've just been searching for info approximately this subject for a long time and yours
    is the greatest I have discovered so far. But, what about
    the conclusion? Are you certain in regards to the supply?

    yazan pussy Cumartesi, 25 March 2017 06:41 Yorum Linki
  • shouyanle.com

    During This Time, Your application will process and all info get confirmed So
    After this UIDAI issues your aadhar card and Send it to your address by
    means of India Post.

    yazan shouyanle.com Cumartesi, 25 March 2017 06:29 Yorum Linki
  • rabbidscrazyrush.hackwitches.com

    I have been surfing on-lіne moree than three hours today, but I never discovered any fascinating article
    ⅼike yours. It's pretty pгice sufficient foor mе.

    In my opinion, if all webmasters аnd bloggers mɑde excellent ϲontent as үоu prߋbably dіɗ, the net can be a lot moгe usefսl than vеr before.

    yazan rabbidscrazyrush.hackwitches.com Cumartesi, 25 March 2017 06:29 Yorum Linki
  • sex

    Thanks for finally talking about >Artvin İçin Bir Fikrim Var -
    Geçmişten Günümüze Sosyal Adalet ve Yaşam

    yazan sex Cumartesi, 25 March 2017 06:27 Yorum Linki
  • cheap brochure printing melbourne

    Excellent beat ! I would like to apprentice while you amend
    your website, how could i subscribe for a blog web site?
    The account aided me a acceptable deal. I had been tiny bit acquainted of this your broadcast provided bright clear
    idea

    yazan cheap brochure printing melbourne Cumartesi, 25 March 2017 06:16 Yorum Linki
  • Adelaide

    Just a smiling visitant here to share the love (:, btw
    outstanding style and design.

    yazan Adelaide Cumartesi, 25 March 2017 06:02 Yorum Linki
  • Jason

    It’s applropriate time tto make a feew plans forr thee long rrun andd it iss tie
    to bee happy. I have lern thnis putt upp annd iif I coul I desire tto rexommend youu some fasciknating things oor advice.
    Peehaps yoou caan wrie subsequent articxles refterring tto this article.

    I want to leafn mmore things about it! I am surde thiss post haas toluched alll
    thhe internet people, iits rewlly realpy good piece off writing oon builpding uup neww weblog.
    It’sthe best time too mmake sme plkans for thhe futgure aand it’s time too bee happy.
    I have rerad thiss posdt annd if I could I waant to suggeest
    you some interestying thiings orr tips. Maybe yoou could write nnext articles referring
    tto tuis article. I wish to read evsn moore hings abnout it!
    http://foxnews.co.uk/

    yazan Jason Cumartesi, 25 March 2017 05:56 Yorum Linki
  • Robby

    Howdy! This article could not be written any better!
    Going through this post reminds me of my previous roommate!
    He constantly kept talking about this. I am going to send
    this article to him. Fairly certain he's going to have a good read.
    Thanks for sharing!

    yazan Robby Cumartesi, 25 March 2017 05:54 Yorum Linki
  • domino kiu kiu online

    I simply couldn't depart your site prior to suggesting that I actually enjoyed the usual information a person provide to your visitors?
    Is gonna be back steadily to check out new posts.

    yazan domino kiu kiu online Cumartesi, 25 March 2017 05:42 Yorum Linki
  • pedal powered boat

    Autocanoe - pedal powered amphibious recumbent tricycle, The autocanoe is a pedal powered
    amphibious recumbent tricycle and a roadable pedal canoe!

    yazan pedal powered boat Cumartesi, 25 March 2017 05:25 Yorum Linki

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
0.png6.png6.png3.png7.png6.png1.png